• BIST 107.763
  • Altın 151,770
  • Dolar 3,7007
  • Euro 4,3511
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 11 °C

79-Şeyh Ahmet Yasin

Garip Sağlık

ŞEYH AHMET YASİN          

Şeyhin delil gösterme ve ikna kabiliyeti sebebiyle halk mahkemeye gitmez, ona gider ve verdiği hükme de razı olurdu. Bir ihtiyacı olan Şeyhin evine gece gündüz demeden yardım istemeye giderdi. Bu tabi ki işgal güçlerini ve onların maşası olanları çok rahatsız ederdi.

1938 yılında Gazze’nin güneyinde, Mecdel kasabasına bağlı Cevra köyünde dünyaya gelmişti. Üç yaşında iken babasını kaybeden Şeyh Ahmet Yasin (rahimehullah/ Allah ona rahmet eylesin) dört erkek kardeşin üçüncüsü olup, 1948 deki işgalden sonra Gazze’ye taşınmış, Şati mülteci kampında 25 yıl kalmış, orada evlenmiş, erkek ve kız çocukları olmuştur. Misafir, ziyaretçi ve öğrencilerine ev dar gelmeye başlayınca, Gazze’de Harre denilen yerde gönüllü öğrencilerinden bir grup tarafından kendisine mütevazı bir ev inşa edilmiştir.

Liseyi Gazze’de okuduktan sonra Mısır el Ezher Üniversitesini kazanmasına rağmen sağlığı sebebiyle okumaya gidememiştir. Din, dil, edebiyat, siyaset ve İktisat konularında özel dersler almıştır. Engelli (felçli) olmasına rağmen ihlası, tevazuu, keskin zekâsı, sabrı ve gayreti sebebiyle kitleleri etkileyen bir hatipti.

1952 senesinde Mısırda eğitim alan gençlerin İhvanul Muslimin (Müslüman Kardeşler) cemaatinden etkilenip Gazze’de İslami tebliğ ve cemaatleşme çalışması yapmış, gençleri eğitiyorlardı. Bu eğitimler içinde sportif olan bölümler de vardı. Gençliğinde bu çalışmalara katılan Şeyh, Gazze sahilinde sportif çalışmalar esnasında boynu üzerine düşerek ağır yaralandı ve vücudunun bir kısmı felç oldu. Yaşı ilerledikçe baş kısmı hariç felç her yerine dağıldı. Ömrünü bu ağır imtihana sabrederek ve İslami hizmetler yaparak geçirmiştir.

Bu imtihan sebebiyle genç yaşta çocuklar gibi şakalaşmaktan çok ciddi olmak gibi bir olgunluğu yakaladı. Bazen mescide giden Şeyh, kazadan sonra artık beş vakti de camide cemaatle kılmaya, derslerini daha disiplinle çalışmaya yöneldi. Öğretmen olarak rızkını kazanmaya başladı. Daha sonra düzenli olarak evinin yakındaki mescitte halka vaaz verirdi.

Öğrencilerini okul sonrası mescitte toplayıp onlara okul dersleri takviyesi ve İslami şuur (itikat, güzel ahlak ve cihat) verirdi. Bu esnada kendi çekirdek kadrosunu oluşturdu. Velilerin çoğu bu çalışmadan memnun olmasın rağmen özellikle komünist Araplardan olan bir veli okula giderek “Çocuğumuzun namaz kılmasını kabul ettik, mescide gitmesine razı olduk ama her hafta pazartesi perşembe oruç tutmasını kabul edemeyiz.“ diyerek şikâyet etmiştir.

Gazze’de İsrail işgal güçlerinin çekilmesini kutlamak için her yıl, Arap komünist idareciler tarafından zafer günü kutlamalarına Şeyh’in komşularından olan dört kız öğrencinin de dansçı olarak seçilmesine üzülmüş, velilerine katılmamaları yönünde telkinde bulunmuştur. Okul müdürü bundan dolayı kızları okuldan atacaklarını bildirmiş, Şeyh Ahmet Yasin de, Bölgenin Askeri Hâkim Yardımcısına giderek bu olayın durdurulmasını aksi takdirde büyük bir miting düzenleyeceklerini söyleyerek tehdit etmiş. Bunun üzerine ceza geri çekilmiş ve bir daha o kızlar bu etkinliklere katılmamışlardır.

Şeyh, gençlere İslami şuur vermenin yanında spor ve gezi faaliyetleri yapıyor, gezi olarak Gazze sınırına götürerek işgali onlara anlatıyordu.

Yahudiler 1967 senesinde Gazze’yi de işgal ettikten sonra bölgeye gelen Suveydi ismindeki müsteşrik, sofi elbisesi, yeşil sarığı ile bölgedeki şeyhlere çalışmaların, tasavvufi çalışmaya döndürmek için ikna etmeye çalışmıştır. Asıl amacının sapık bir din olan Bahailiği yaymak olduğunu Şeyh Ahmet Yasin keskin zekâsı ile tespit edip şeyhleri uyararak, oyunu boşa çıkarmıştır.

Şeyh, Ummu Fahm beldesinin Komünist Partisi Sekreteri’ne yaptığı tebliğlerle komünizmin çıkmazlarını, İslam’ın insanlığın sorunlarına getirdiği çözümlerini anlatınca adam hidayet bulmuştur.

1970’li yıllarda Şeyh ve beraberindeki gençler, İslami bir toplum oluşturmak için farklı şehirlerde gençlik merkezleri açmaya muvaffak olmuşlardı. Bu merkezlerde kültürel, eğitsel, İslami, sportif, sağlık ve siyasi konularda ders veriyorlardı. Bunların dışında mescitlerin imarı, hafızların yetişmesi, zekât komisyonları kurulması için çalıştı. Ardından spor okulları, İslami sohbet yerleri, özel hastaneler ve Gazze Üniversitesini açtı.

Şeyhe, Ezher Üniversitesini kazanıp gidecek olan öğrencisi “Mısırdan istediği bir şey var mı?” diye sorar. Şeyh te ona “Senden İslam’a tam bağlı ve ciddi olmanı, İslam Ümmetinin içinde olduğu bu üzüntü veren hali değiştirmek için var gücün ile çalışmanı istiyorum.” der.

Şeyh 1965, 1984 ve 1989 senelerinde sorgu, işkence ve hapse maruz kaldı. Hatta son hapis hayatında onun işlerini görmesi için 16 yaşındaki oğlu Abdülhamid’i de hapse attılar.

1987 yılında Filistinli işçilerin üzerine bir Yahudi sivil yerleşimci tarafından kamyonetin sürülmesi üzerinde dört işçi ölmüştür. Bunun üzerine Şeyh Ahmet Yasin yaptığı istişare neticesinde cenazeleri kaldırarak Birinci İntifadayı başlatmıştır. Gençler artık tanklara karşı taşlarla ayaktaydı, halk da bunu destekledi ve ayaklandı. İsrail devletinin yaptığı baskı ve sürgünlere karşı Şeyh, arkadaşlarıyla birlikte İslami Direniş Hareketi “Hamas’ı” kurdu.

Prensip olarak; Yahudilerin Filistin üzerinde hiçbir hakkı olmadığını, tüm Yahudilerin vatan topraklarından uzaklaştırılmaları gerektiğini, İsrail’in batının sömürgeci kolu olduğunu, cihadın tek mücadele yöntemi olduğunu ve tüm anlaşmaların kabul edilmediğini savundular.

Birkaç defa yapılan suikast girişiminden kurtulan Şeyh Ahmet Yasin, 2004 yılında Gazze’de inşa ettiği Mecmeu’l İslam Mescidinde sabah namazını kıldıktan sonra cami kapısında saldırıya uğradı.  İsrail ait saldırı helikopterinden atılan üç Amerikan füzesi ile Şehadet mertebesine erişmiştir. Vücudunun parçaları etraftaki araç ve duvarlara yapışmıştı.

İsrail devletinin, kötürüm, felçli bir yaşlıya saldırı helikopteri ile füze atacak kadar çılgın bir devlet terörü uygulayıcısı olduğunu tüm dünya görmüştü. Tüm dünyadan cevap suskunluk olmuştur. Bu “korku imparatorluğu” ebedi sürmeyecektir.

Bize Hatırlattıkları Kavramlar

Direniş, tebliğ, cihat, engelli olmak, izzetli olmak.

Tavsiye Eserler

Şeyh Ahmet Yasin, Amir Şemmah, Çeviri: Abdulkadir Cemiloğlu, Bengisu Yayınları.

Bu yazı toplam 37 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Hucurat Hareketi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0532) 213 58 04 | Haber Scripti: CM Bilişim