• BIST 107.599
  • Altın 151,871
  • Dolar 3,7038
  • Euro 4,3543
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 8 °C

Hasan el-Benna

Hasan el-Benna
İhvan-ı Müslimin'in kurucusu Şehid Hasan El Benna hayatı boyunca yaptıklarıyla ümmetin hafızasında silinmeyecek izler bırakmış müstesna bir şahsiyettir.

Son asırda Müslümanları en çok etkileyen dava adamlarından biri de hiç şüphesiz İmam Hasan El Benna’dır. 1906 yılında Mısır’ın Buhayre vilayetine bağlı Mahmudiye kasabasında dünyaya gözlerini açan Hasan El Benna hayatı boyunca yaptıklarıyla ümmetin hafızasında silinmeyecek izler bırakmış müstesna bir şahsiyettir. İlk İslami eğitimini pek çok alim örneğinde olduğu gibi babası Ahmed b. Abdurrahman El Benna’dan almıştır. Kendisi pek çok ilmi eser vermiş olan Ahmed El Benna’nın en bilinen çalışması “el-Fetĥu’r-rabbânî li-tertîbi Müsnedi’l-İmâm Aĥmed b. Ĥanbel eş-Şeybânî” adlı hadis kitabıdır. İmam Hasan El Benna fikirlerini şekillendirecek pek çok muhterem zat ile bu ilk eğitim devresinde tanışmış, pek çok alimin ve mutasavvıfın halkalarına iştirak etmek suretiyle zamanın Mısır toplumuna vakıf olmuştur. İlk eğitim döneminin ardından İmam Hasan El Benna idadi okuluna devam etmiş, bu okulların ilga edilmesiyle birlikte vilayet merkezinde öğrenimine devam etmiştir. Daha o zamanlardan İslami hareket ve hizmet sahasına adım atan İmam, Cem‘iyyetü’l-ahlâkı’l-edebiyye ve Cem‘iyyetü men‘i’l-muharremât gibi dönemin toplumunu hayra ve iyi olana tevcih etmeyi gaye edinmiş topluluklara katılmıştır. Tam da bü dönemde İmam hayatında mühim bir yeri olan Hassafiye tarikatına intisab etmiş Şeyh Abdülvehhâb el-Hassâfî’nin halkasına dahil olmuştur. Akabinde bu tarikata bağlı bir kısım cemiyetlerde de vazifeler almıştır.

Buhayre vilayetinin merkez şehri olan Demenhur’daki öğrenimini tamamlayan Hasan El-Benna ardından üniversite eğitimi almak üzere Kahire’ye  gitmiştir. Kendisinin ardından ailesi de Kahire’ye göçen İmam bir yandan Darululum’daki eğitimine devam etmiş diğer yandan babasının mesleği olan saatçilikle iştigal etmiştir. O sıralarda uzun yıllardır İngiliz sömürgesi konumunda olan Mısır her yönden İngiliz tasallutu altındadır. İngiliz gücü ictimai, iktisadi ve siyasi her alanda kendisini en şiddetli şekilde göstermekte, Batı yanlısı taklitçi idareciler de bu sömürüye maşa olmaktadırlar. İşte böyle bir ortamda Mısır’ın hürriyetine kavuşması ve İngiliz boyunduruğundan kurtulması için İmam Hasan El-Benna ilk çalışmalarına başlamış, dönemin bir kısım uleması ile görüşmeler yaparak işgal, sömürü ve bunlara ortak olan yerli işbirlikçilere karşı mücadelenin ilk nüvelerini atmıştır. İlk etapta İmam ve onunla benzer fikirleri paylaşan ulema halkın çokça vakit geçirdiği kahvehanelerde konuşmalar yapmaya başlamış, mütevazı salonlarda toplantılar tertip ederek halkı bilinçlendirmeye başlamışlardır. Kahire’de başlayan bu ilk kıpırdanışlar eğitimini tamamlayan İmam Hasan El-Benna’nın İsmailiyye şehrine tayin olunmasıyla kesilmemiş, uyanış hareketinin asıl binası orada ortaya çıkıp şekil almıştır. Burada da aynı şekilde faaliyetlerine devam eden İmam camilerde, kahvehanelerde sohbetler yapmaya devam etmiştir. 1928 yılına gelindiğindeyse İhvanı Müslimin hareketi resmen kurulmuş ve yayılmaya başlamıştır. İlk etapta İsmailiyye’de faal olan hareket zamanla Kahire’ye ve Mısır’ın öteki şehirlerine de yayılmaya başlamıştır. Hareketin Kahire’de iyiden iyiye teşkilatlanıp güçlenmesiyle beraber Hasan El-Benna ailesiyle beraber Kahire’ye yerleşmiş ve İhvanı Müslimin hareketini buradan idare etmeye başlamıştır. Zamanla eğitim kurumları, fabrikalar ve hastahaneler açmaya başlayan hareket sömürge yönetimi ve yerli uzantıları tarafından gittikçe tehlikeli görünürolmuş ve harekete karşı ciddi müdahaleler başlamıştır. Özellikle II. Dünya savaşı esnasında İngilizlerin İhvanı Müslimin aleyhine istekleri artmış Mısır yönetimi de Hasan El-Benna da dahil olmak üzere hareketin pekçok mensubunu defalarca tutuklamıştır. Aynı yıllarda Hasan El-Benna ölene dek hareketin lideri seçildi. Kısa bir süre sonra İmam sömürge yönetimine karşı cihad ilan edip, Arap ülkelerini Yahudi işgaline karşı cihada çağırdı. Tabi olarak harekete yönelik baskılar doruğa ulaştı ve 1949 yılında hareket yasadışı ilan edilerek kapatıldı. Çok kısa bir süre sonra da faaliyetlerine Şübbânü’l-müslimîn’ adlı oluşumda devam etmekte olan İmam Hasan el-Benna Mısır yönetiminin istihbarat elemanlarınca vurularak şehid edildi.

Okuyanlar için her yönüyle bir okul mahiyetinde olan İmam Hasan el-Benna’nın hayatı hepimize örnek olacak bir tablo sunmaktadır. Mutedil bir çizgide döneminin en iyi çözümünü müslümanlara sunmak için durmadan çalışan İmam’ın en büyük mirası da yaşadıklarıdır. Özellikle Osmanlı Hilafeti’nin dağılmasından sonra payimal olan İslam beldelerinin durumunu tahlil eden İmam, içinde bulunulan zelil durumdan kurtulmak için gerekli olanın yeniden İslam’a dönülmesi olduğuna inanmış ve gerekli ıslahın Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye temelli yapılmasını savunmuştur. Bununla beraber modern meselelere de İslami çözümler bulunmak suretiyle İslam ümmetinin ilmi sahada diğer güçlerle muadil konuma gelmesi gerektiğini her fırsatta dillendirmiştir. Dönemin Mısır toplumunun hemen her katmanına tesir etmekte olan tasavvuf ve tarikatlarla alakalı olarak da İmam mutedil bir çizgi izlemiş, kendi gençliğinden aldığı tasavvufi terbiyenin de tesiriyle tasavvufi terbiyeye karşı çıkmamış fakat zamanla yaygınlaşan ve kabul gören hurafe ve bidatleri tenkit etmiştir. Daimi olarak siyasi otoritenin baskısına maruz kalmasına rağmen her fırsatta mücadelesini sürdüren İmam diğer İslam beldeleri ile de alakalar kurmuş, bu sayede İhvan Hareketi diğer İslam ülkelerine de yayılmıştır.

Müslümanların dinlerine olan güvenlerini yeniden tesis etmek ve Kur’an-ı Kerim’i hayat nizamının kaynağı konumuna getirmek için canla başla çalışan İmam gençlerin talim ve terbiyesine çok ehemmiyet vermiş, daha hareketin yeni yeni meydana çıkmaya başladığı vakitlerde kız ve erkek talebe için ders halkaları oluşturmuştur. Risalelerinde de sık sık gençlere nasihatlerde bulunmuştur. Ahlaken çöküntü yaşayan, faiz ve sömürü üzerine kurulmuş Batı medeniyetinin artık batağa doğru gittiğini gören İmam, İslam ümmetinin bir an evvel bu gidişe dur demeye, bunu yaparken de İslam’ı temel almaya çağırmıştır. İnşaallah Şehid olan İmam’ın bu çağrısı sömürgecileri ve yerli uşaklarını ciddi manada korkutmuş olacak ki, tek silahı fikirleri olan bu güzel insan haince katledilmiştir. Bedenlerle beraber fikirleri de öldürebileceğini sananları tarih hep yanılttı. Nitekim tohumunu Hasan el-Benna’nın attığı ağaç filizlendi, Seyyid Kutub, Muhammed el-Gazali, Abdulkadir Ûdeh ve Mustafa Sibai gibi müfekkirlerin elinde koca bir ağaca dönüştü. (Kaynak: Seda Dergisi, Ahmet Faruk Yılmaz)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Hucurat Hareketi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0532) 213 58 04 | Haber Scripti: CM Bilişim